06Tem

1. Her göğüs ağrısı kalp ile ilgili midir?

Kalp krizinin en sık görülen belirtisi göğüs ağrısıdır. Kalp krizine eşlik eden bu ağrı, genellikle göğüsten çeneye ve sol kola yayılır. Her göğüs ağrısı kalp krizi değildir. Göğüs ağrısının çok çeşitli nedenleri olabilir. Bu nedenler arasında en sık karşılaşılanı, sindirim sistemine bağlı olarak gelişen rahatsızlıklardır. Reflü, ülser, safra kesesinden kaynaklanan problemler, kalp iskelet sistemi rahatsızlıkları göğüs ağrısına neden olabilir. Kalp krizi belirtisi zannedilen göğüs ağrıları psikolojik temelli de oluşabilir. Örneğin panik atak rahatsızlığında hastaların göğüs ağrısı çektikleri bilinmektedir.

2. Sigara kullanımı nasıl kalp hastalığına neden olur?

Dünya Sağlık Örgütü, sigara alışkanlığının günümüzde tüm dünyadaki en büyük sağlık sorunu olduğunu belirtiyor. Sigara hem kalp hem de akciğer hastalıklarının en önemli nedenleri arasındadır. Yapılan araştırmalara göre, sigara içenlerde kalp krizi riskinin 10 kat arttığı tespit edilmiştir.

Sigara, HDL’yi yani iyi kolesterolü azaltıp LDL yani kötü kolesterol düzeyi ile trigliseridleri artırarak, kalp hastalıklarına neden olmaktadır. Sigaradaki nikotin kalp atışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kanın pıhtılaşma riskini artırır ve kandaki oksijen seviyesini düşürür. Sigarayı bırakanların ise kalp sağlığında kısa sürede düzelme kaydedilir. Sigarayı bıraktıktan sadece 48 saat sonra kalp krizi riskinin azaldığı görülmüştür. Koroner damar hastalığı ve kalp krizi riski sigarasız bir yılın sonunda yüzde 50’ye; 15’inci yılda ise hiç içmeyenlerle aynı düzeye iner.

3. Soğuk havalar kalp hastalığını tetikliyor mu?

Soğuk hava; özellikle koroner kalp rahatsızlığı hastalarında ve belli bir yaşın üzerindeki kişilerde kalp krizini tetikleyebilir. Yapılan araştırmalar, soğuk havanın nabız, pıhtılaşma ve kan basıncında artışa neden olabildiğini gösteriyor. Kışın kalp damarlarında soğuğa bağlı büzüşme (spazm) oluşur. Bu da koroner damar hastalarının daha sık ve yoğun göğüs ağrısı şikâyeti yaşamalarına neden olabilir. Kalp hastalarının ayrıca kışın grip ve zatürre gibi hastalıklara karşı da çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Grip ve zatürre, kalp yetmezliğine bağlı yakınmaları arttırabilir ve hastalığın ağırlaşmasına neden olabilir. Kardiyovasküler hastalıkları olanların grip ve zatürre aşılarını mutlaka yaptırarak riski azaltmalarını önermektedir.

4. Kalp pilinin ömrü ne kadardır?

Kalp pili, kalbin yeterli elektriksel uyarıyı doğal şekilde oluşturamaması nedeni ile bu uyarıyı yapay olarak veren cihazlar için kullanılan isimdir. Kalp atış hızını sağlayan bu pillerin ömrü ortalama 5-6 yıl arasındadır. Düzenli takibi yapılan hastalarda kalp pilinin ömrü azaldığında uyarı verir. Bu sayede piller bitmeden basit bir operasyonla tellere dokunulmadan sadece pilin jeneratörü değiştirilerek pilin çalışmaya devam etmesi sağlanır. Kalp pili olan hastaların bu bakımdan kontrollerini aksatmamaları önem taşımaktadır.

5. Fazla kilo kalp-damar hastalıklarına yol açabilir mi?

Kalp-damar hastalıkları ülkemizde ölüm nedenlerinin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor. Kalp hastalıklarının en yaygın nedenleri arasında ise aşırı kilo ve beslenme bozuklukları geliyor. Fazla kilo, kalbin dolaştırdığı kan miktarının artmasına ve vücutta insülin direncinin oluşmasına neden olur. Bu da damarların kalınlaşmasını ve koroner kalp hastalığının ilerlemesini hızlandırır.

Obezitenin kalp-damar yaşını 30 yıl ilerlettiğini belirtiyor. Göbekten alınan kilolar ise kalp damar hastalığı ile direkt ilişkili olabiliyor. Çünkü göbekteki aşırı yağlanma; diyabet, yüksek tansiyon ve kolesterol yüksekliğinin de habercisi olarak, kalp hastalıkları riskini artırıyor.

6. Gizli kalp nedir? Ölüm riski var mıdır?

Kalp krizi genelde, göğüs ağrısı, göğüste yanma, baskı hissi, mide ile sol kolda ağrı gibi belirtilerle kendisini gösterir. Bu belirtiler sayesinde zamanında müdahale edilen hastaların hayatı da kurtulur.

Gizli kalp ise belirti vermeden aniden ortaya çıkabilen son derece tehlikeli bir durumdur. Kalp hastalarının yaklaşık yüzde 20’sinin gizli kalp riski taşıdığı tahmin edilmektedir. Gizli kalp hastalığında kalp kasını besleyen damarlar tıkalı olsa da belirti görülmez. Bu nedenle de kalp krizindeki hasarın büyüklüğüne bağlı olarak kalp yetersizliği ve hatta ani ölüm gelişebilir. Gizli kalp hastalığı bazı spesifik kardiyoloji testleri sonucunda ortaya çıkabilir. Özellikle check-up gibi düzenli kontroller gizli kalp rahatsızlığının ortaya konması açısından büyük önem taşımaktadır.

7. Aritmi nasıl tedavi edilir?

Aritmi bir diğer bilinen adıyla kalp ritim bozukluğu, anormal kalp dokusunun ortadan kaldırılmasını içeren ablasyon yöntemi ile tedavi edilebilir. Ablasyon işleminde, kateter yardımıyla kasıktan kalp içine ilerlenir. Kateterin ucu kayıt cihazına bağlanarak kalp içinin EKG kayıtları alınır ve çarpıntının nedeni tespit edilir. Daha sonra yine kateter yardımıyla radyo frekans enerjisi verilerek, çarpıntı yapan bölge tahriple yok edilir. Ritim bozuklarının tedavisinde yüksek bir başarı yüzdesine sahip olan ablasyon yöntemi sayesinde, çok sayıda hastanın hem şikayetlerinden hem de ömür boyu ilaç kullanmaktan kurtulmaları da mümkün olabilmektedir.

8. Ekokardiyografi nedir?

Kalp hastalıklarının tespitinde en yaygın ve güvenilir yöntem ekokardiyografidir. Kısaca EKO olarak adlandırılan ekokardiyografi, basit tabiri ile kalp ultrasonudur. Ön tanı için kullanılan EKO, ses dalgalarını ileten prob ve görüntüleri kaydederek ölçüm yapan, monitörlü bir cihaz ile gerçekleştirilir. Bu yöntemde ses dalgaları kullanılarak kalbin yapısı ve işlevleri incelenir. Özellikle, kalbin pompa fonksiyonunu, kalp kapakçıkları ve büyük damarların yapısını değerlendirmek için ve kalpteki olası tümör veya pıhtı gibi oluşumları görebilmek amacıyla EKO çekilir. İki çeşit ekokardiyografi vardır. Transtorasik EKO, göğüs yüzeyinde prob aracılığıyla; transözefageal EKO ise ağız ve yemek borusundan tüp kullanılarak yapılır. Transözefageal EKO kalpte pıhtı veya enfeksiyon varlığının araştırılması, yapay kapak işlevlerinin değerlendirilmesi, ana atardamar-aort yırtılmalarının aranması, kalp deliklerinin incelenmesi, kalp kapak yetersizliklerinin ciddiyetinin belirlenmesi, kalp kapak tamiri veya kalp deliklerinin kapatılması ameliyatları sırasında ve sonrasında, işlem başarısının değerlendirilmesi amacıyla yapılır.

9. Kalp-damar hastalıklarında risk yaratan faktörler nelerdir?

Kalp ve damar hastalıkları riskini artıran çeşitli nedenler bulunmaktadır. Bu nedenler arasında sigara kullanımı başı çekmektedir. Bunun yanı sıra yüksek kolesterol, diyabet, hipertansiyon gibi rahatsızlıklar da bir süre sonra kalp-damar hastalıklarının görülmesine neden olabilir. İleri yaş, ailede kalp damar hastalığı hikayesi olması, göbek çevresinden alınan kilolar, homosistein yüksekliği, CRP yüksekliğinin de yine kalp-damar hastalıklarında risk faktörü yarattığı bilinmektedir. Fiziksel aktivitenin az olması yani hareketsiz yaşam ve aşırı stres de kalp rahatsızlıklarına neden olabilmektedir.

9. Ateroskleroz (damar sertliği) nedir?

Ateroskleroz tüm damar sistemini etkileyen bir hastalıktır. Damar sertliğinin gelişimi çocukluk yaşlarından itibaren başlar ancak erken yaşlarda tanısı zor olduğu için hastalığın belirtileri kendisini ileri yaşlarda gösterir. Damar sertliği genetik geçişe bağlı olarak gelişebildiği gibi çevresel risk faktörlerinin etkisi ile de ortaya çıkabilir. Damar sertliği oluşumunda risk yaratan faktörler arasında yüksek kolesterol, diyabet, hipertansiyon, sigara kullanımı da sayılabilir. Kalp-damar sağlığının korunmasına yönelik yapılan çalışmalarda; yüksek kolesterolün düşürülmesinin damar sertliği riskini de azalttığı görülmüştür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.